İzmir Boşanma Avukatı: Aile Hukuku Davalarında Vekillik
İzmir'de boşanma, nafaka, velayet ve mal rejimi uyuşmazlıklarında vekillik ve danışmanlık veriyoruz; süreç aile mahkemeleri önünde yürütülür.

İzmir Boşanma Avukatı: Hizmet Kapsamımız
Hukuk büromuz, İzmir’de aile hukukundan doğan uyuşmazlıklarda vekillik ve danışmanlık verir. Dosyaların büyük bölümü boşanma davası, nafaka, velayet ve evlilik birliği içinde edinilen malların paylaşımı başlıkları altında toplanır. Çalışma, dava açılmadan önceki değerlendirme aşamasında başlar ve gerektiğinde istinaf incelemesine kadar sürer.
Temsil, İzmir aile mahkemeleri ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi’nin ilgili hukuk daireleri önünde yürütülür. Koruyucu ve önleyici tedbir başvuruları, tanıma ve tenfiz talepleri ile nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin işler de bu kapsamdadır. Büronun diğer çalışma alanlarını ana sayfamızdan, İzmir genelindeki hizmet bölgelerini ise İzmir avukat sayfamızdan görebilirsiniz.
Hangi İşlerde Vekillik ve Danışmanlık Veriyoruz?
Aile hukuku dosyaları dışarıdan benzer görünse de her birinin ispat düzeni ve mali sonuçları farklıdır. Aşağıdaki işler, büronun bu alanda yürüttüğü başlıca çalışmalardır.
- Anlaşmalı boşanma: Protokolün hazırlanması, mali sonuçların ve çocuğa ilişkin düzenlemelerin yazıya dökülmesi, duruşma sürecinin yürütülmesi.
- Çekişmeli boşanma: Kusura dayanan iddiaların hukuki zemine oturtulması, delil düzeninin kurulması ve tahkikat aşamasının takibi.
- Nafaka talepleri: Tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakası taleplerinin ileri sürülmesi; sonradan açılan artırım, azaltım ve kaldırma davaları.
- Velayet ve kişisel ilişki: Velayetin düzenlenmesi, kişisel ilişki kurulması ve koşullar değiştiğinde velayetin değiştirilmesi istemleri.
- Maddi ve manevi tazminat: Boşanmaya bağlı tazminat taleplerinin hesaplanması ve kusur incelemesinin takibi.
- Mal rejiminin tasfiyesi: Katılma alacağı, değer artış payı ve katkı payı taleplerinin ortaya konması, taşınmaz ve banka kayıtlarının incelenmesi.
- Koruyucu ve önleyici tedbirler: 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir kararlarına ilişkin başvurular ve bu kararlara karşı itirazlar.
- Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi: Yurt dışında verilen boşanma kararlarının Türkiye’de hüküm doğurması için açılan davalar.
- Soybağı ve nüfus kaydına ilişkin işler: Babalık, soybağının reddi davaları ve nüfus kayıtlarının düzeltilmesi istemleri.
- Evlilik öncesi ve evlilik içi düzenlemeler: Mal rejimi sözleşmesinin hazırlanması ve içeriğinin değerlendirilmesi.
Mal rejiminin tasfiyesi çoğu zaman taşınmaz mülkiyetiyle kesişir; tapu kaydına dayanan taleplerin bu ayağı için gayrimenkul çalışma alanımıza bakabilirsiniz. Aile içi şiddet iddiaları ayrıca soruşturma konusu olabildiğinden, sürecin ceza yargılamasına bakan yönü ceza çalışma alanımızda ele alınır.
Boşanma Davasında Süreç Nasıl İşler?
Dosya değerlendirmesi
İlk görüşmede evlilik tarihi, ayrılık süresi, çocukların durumu, tarafların gelir ve mal varlığı ile elde bulunan belgeler incelenir. Bu aşamada hangi boşanma sebebine dayanılacağı belirlenir ve dosyanın anlaşmalı yoldan sonuçlanmaya elverişli olup olmadığı değerlendirilir. Aile hukukunda bazı sebeplere bağlı hak düşürücü süreler kısadır ve geçtikten sonra o sebebe dayanılamaz.
Boşanma davası açmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğu yoktur. Aile mahkemesinde doğrudan dava açılabilir; nafaka talepleri de bu kuralın dışında değildir.
Dava dilekçesi ve geçici önlemler
Dava dilekçesinde vakıalar tarih sırasıyla anlatılır, dayanılan boşanma sebebi gösterilir ve delilleri bildirilir. Nafaka, velayet ve tazminat istemleri bu dilekçede ayrı ayrı ileri sürülür. Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca hâkim, dava süresince barınma, geçim, malların yönetimi ile çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır. Tedbir nafakasına hükmedilmesi için ayrıca talep şartı aranmaz.
Tahkikat ve deliller
Tahkikat aşamasında tanıklar dinlenir, dosyaya sunulan kayıtlar değerlendirilir ve gerektiğinde sosyal inceleme raporu alınır. Çekişmeli dosyalarda sonucu belirleyen unsur, tarafların kusur durumunun ortaya konabilmesidir. Mal rejiminin tasfiyesi talebi varsa taşınmaz kayıtları, banka hareketleri ve satın alma tarihleri incelenir; bu talep uygulamada çoğunlukla boşanma davasından ayrı bir dosyada görülür ve boşanma hükmünün kesinleşmesi beklenir.
Karar ve kanun yolu
Yerel mahkeme kararına karşı, tebliğden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bu süre Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 345. maddesinde düzenlenmiştir. Koşulları varsa istinaf kararına karşı temyiz yolu da açıktır. Sürecin her aşamasında müvekkile dosyadaki gelişme ve atılacak adım hakkında bilgi verilir. Dosyanın sonucu hakkında öngörüde bulunulmaz; sonucu belirleyen unsur, somut olayın koşulları ve dosyaya sunulan delillerdir.
Aile Hukukunda Kritik Süreler
Boşanma dosyalarında hak kaybının sık görülen nedeni, sebebe bağlı sürelerin kaçırılmasıdır. Aşağıdaki tablo, mevzuatta öngörülen başlıca süreleri gösterir.
| Konu | Süre | Dayanak |
|---|---|---|
| Zina sebebiyle boşanma davası açma | Öğrenmeden itibaren 6 ay ve her hâlde zinadan itibaren 5 yıl | TMK m. 161 |
| Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış | Öğrenmeden itibaren 6 ay ve her hâlde sebebin doğumundan itibaren 5 yıl | TMK m. 162 |
| Terk sebebiyle dava açma | Ayrılık en az 6 ay sürmüş ve ihtardan sonra 2 ay geçmiş olmalı | TMK m. 164 |
| Anlaşmalı boşanma için aranan asgari evlilik süresi | 1 yıl | TMK m. 166/3 |
| Reddedilen davadan sonra ortak hayatın kurulamaması | Ret kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl | TMK m. 166/4 |
| Boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin dava hakları | Boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren 1 yıl | TMK m. 178 |
| Karara karşı istinaf başvurusu | Kararın tebliğinden itibaren 2 hafta | HMK m. 345 |
Zina ile hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebeplerinde süreler hak düşürücüdür. Süre geçtikten sonra aynı olaylara bu özel sebeplerle dayanılamaz; olaylar yalnızca evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle açılan davada kusur değerlendirmesinde dikkate alınabilir. Affeden eşin ise dava hakkı bulunmaz.
Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Ayrımı
Anlaşmalı boşanma
Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin üçüncü fıkrası, evlilik en az bir yıl sürmüşse ve eşler birlikte başvurmuş ya da biri diğerinin davasını kabul etmişse evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılacağını düzenler. Boşanmaya karar verilebilmesi için hâkimin tarafları bizzat dinlemesi ve iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi gerekir.
Hâkim ayrıca, boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hakkında taraflarca kabul edilen düzenlemeyi uygun bulmak zorundadır. Tarafların ve çocukların menfaatini gözeterek protokolde değişiklik yapabilir; bu değişiklik taraflarca da kabul edilirse boşanmaya hükmedilir. Protokolde açık bırakılan bir kalem, boşanmadan sonra ayrı bir davanın konusu olur. Bu nedenle nafaka, tazminat, velayet, kişisel ilişki ve mal paylaşımı başlıklarının metinde tereddüde yer bırakmayacak biçimde düzenlenmesi önem taşır.
Çekişmeli boşanma
Tarafların boşanma iradesinde veya sonuçlarında anlaşamadığı hâllerde dava çekişmeli yürür. Bu dosyalarda kusur, hem boşanma kararını hem de tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerini doğrudan etkiler. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre eşit kusurlu eşler birbirinden maddi veya manevi tazminat isteyemez.
Kusurun ispatı tanık anlatımlarına, yazışmalara ve dosyaya sunulan diğer kayıtlara dayanır. Hukuka aykırı yolla elde edilen kayıtların delil değeri tartışmalıdır; bu nedenle delillerin hangi yolla elde edildiği, dosyaya sunulmadan önce değerlendirilir.
Reddedilen davadan sonra açılan boşanma davası
Aynı maddenin dördüncü fıkrası, boşanma davası reddedildikten sonra ortak hayatın yeniden kurulamaması hâlini düzenler. Bu hükümde 2024 yılında önemli bir değişiklik yapıldı. Anayasa Mahkemesi, ret kararının kesinleşmesinden itibaren aranan üç yıllık süreyi iptal etti; 7532 sayılı Kanun ile süre bir yıla indirildi ve düzenleme 27 Kasım 2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.
Bugün itibarıyla, reddedilen boşanma davasının kesinleşmesinden sonra bir yıl geçmiş ve ortak hayat her ne sebeple olursa olsun yeniden kurulamamışsa, eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. Uygulamada hâlâ üç yıllık süreye göre hazırlanmış bilgi metinlerine rastlandığı için, ret kararının kesinleşme tarihinin dosya açılmadan önce kontrol edilmesi yerinde olur.
Boşanmanın Mali Sonuçları
Maddi ve manevi tazminat
Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesine göre, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Manevi tazminat için ayrıca kişilik hakkının saldırıya uğraması aranır. Her iki talepte de tutarı belirleyen unsurlar kusur dağılımı, tarafların ekonomik durumu ve olayın ağırlığıdır.
Nafaka türleri
Tedbir nafakası dava süresince ödenir ve kusur durumundan bağımsız olarak hükmedilebilir. Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla bağlanır ve 175. maddede süre sınırı öngörülmemiştir. İştirak nafakası ise velayeti kendisine bırakılmayan tarafın çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılmasıdır.
Süresiz bağlanan yoksulluk nafakası, ömür boyu değişmeden süren bir yükümlülük anlamına gelmez. Nafaka alan tarafın yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar. Nafaka alan kişi evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşıyor, yoksulluğu ortadan kalkmış ya da haysiyetsiz hayat sürüyorsa mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların mali durumu değiştiğinde artırım veya azaltım istenebilir.
Mal rejiminin tasfiyesi
1 Ocak 2002 tarihinden sonraki evliliklerde ve bu tarihten sonraki dönem bakımından yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılmadır. Kural olarak evlilik içinde edinilen malların tasfiye sonucunda bulunan değerinin yarısı diğer eşe katılma alacağı olarak düşer. Miras ve bağış yoluyla gelen mallar ile kişisel kullanım eşyaları kişisel mal sayılır ve paylaşıma girmez.
Mal rejiminin sona erme anı önem taşır. Türk Medeni Kanunu’nun 225. maddesi uyarınca boşanma hâlinde mal rejimi, karar tarihinden değil, dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Bu nedenle dava tarihinden sonra edinilen mallar tasfiyeye dahil edilmez ve dava tarihinin belirlenmesi hesabın çıkış noktasını oluşturur.
Velayet ve Çocukla Kişisel İlişki
Velayet düzenlemesinde ölçüt, tarafların talebi değil çocuğun üstün yararıdır. Mahkeme; çocuğun yaşını, alışkanlıklarını, eğitim düzenini, ebeveynlerin bakım sağlama imkânını ve çocukla kurdukları ilişkiyi birlikte değerlendirir. İdrak çağındaki çocuğun görüşü alınır; gerektiğinde aile mahkemesi bünyesindeki psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan rapor istenir.
Velayet kendisine bırakılmayan taraf ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulur. Kişisel ilişkinin kapsamı çocuğun yaşına ve tarafların oturduğu yere göre belirlenir; hafta sonu, yarıyıl tatili ve resmî tatiller için ayrı düzenleme yapılır. Velayet ve kişisel ilişkiye ilişkin karar kesin hüküm oluşturmaz. Koşullar değiştiğinde, örneğin taraflardan biri şehir değiştirdiğinde ya da çocuğun ihtiyaçları farklılaştığında, düzenlemenin değiştirilmesi istenebilir.
Aile İçi Şiddet ve Koruyucu Tedbirler
Şiddet veya şiddet tehlikesi bulunan hâllerde 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbir kararı istenebilir. Karar kural olarak aile mahkemesi hâkimi tarafından verilir; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mülki amir ya da kolluk amiri de tedbir kararı verebilir. Başvuru için delil sunulması şartı aranmaz.
Tedbir kararları belirli bir süre için verilir ve şiddet tehlikesi sürüyorsa uzatılabilir. Mülki amir tarafından verilen koruyucu tedbir kararına karşı, tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir. Bu başvurular boşanma davasından bağımsızdır ve dava açılmadan önce de yapılabilir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Boşanma ve buna bağlı taleplerde görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetkili mahkeme, Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesine göre eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Hüküm davacı ve davalı ayrımı yapmadığından, dava iki yerden birinde açılabilir.
İzmir’de aile mahkemeleri, İzmir Adliyesi’nin Bayraklı’daki ek hizmet binasında görev yapar. Sulh hukuk, tüketici ve iş mahkemeleri de aynı binada bulunur. Karşıyaka Adliyesi bünyesinde ayrıca aile mahkemeleri vardır; Bergama, Ödemiş, Torbalı ve Menemen gibi ilçe adliyelerinde ise bu davalara yetkili mahkeme kendi yargı çevresi içinde bakar. Bu nedenle eşlerden birinin İzmir dışında oturması, dosyanın İzmir’de görülmesine tek başına engel oluşturmaz.
Çalışma Biçimimiz ve Vekâlet Süreci
Görüşmeler büroda yüz yüze yapılabildiği gibi çevrim içi olarak da yürütülebilir. İlk görüşmeye nüfus kayıt örneği, evlilik tarihine ilişkin belge, varsa yazışmalar, gelir belgeleri ve tapu ile banka kayıtlarının getirilmesi değerlendirmeyi hızlandırır.
Vekâletname noterde düzenlenir. Boşanma davaları için genel dava vekâletnamesi yeterli değildir; fotoğraflı boşanma vekâletnamesi düzenlenmesi gerekir. Anlaşmalı boşanmada hâkim tarafları bizzat dinlemek zorunda olduğundan, vekâletname verilmiş olsa da duruşmaya her iki eşin katılması aranır. Vekâlet ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ve işin kapsamı dikkate alınarak görüşmede belirlenir.
Dosya boyunca duruşma günleri, ara kararlar ve alınan raporlar müvekkile aktarılır. Talepler ve atılan adımlar yazılı olarak paylaşılır, böylece sürecin hangi aşamada olduğu takip edilebilir.
İzmir’de Hizmet Verdiğimiz Bölgeler
Büro Konak’ta bulunmakla birlikte, İzmir’in tüm ilçelerinden gelen dosyalar takip edilir. Merkez ilçelerden gelen dosyalarda nafaka ve velayet başlıkları öne çıkarken, taşınmaz mülkiyetinin yoğun olduğu ilçelerde mal rejiminin tasfiyesi talepleri daha sık gündeme gelir.
- Konak’ta aile hukuku hizmetlerimiz
- Karşıyaka’da aile hukuku hizmetlerimiz
- Bornova’da aile hukuku hizmetlerimiz
- Buca’da aile hukuku hizmetlerimiz
- Bayraklı’da aile hukuku hizmetlerimiz
- Çiğli’de aile hukuku hizmetlerimiz
- Gaziemir’de aile hukuku hizmetlerimiz
- Menemen’de aile hukuku hizmetlerimiz
Sık Sorulan Sorular
Boşanma davası açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunlu mu? Hayır. Boşanma davası kişinin hukuki durumuna ilişkin olduğundan dava şartı arabuluculuk kapsamında değildir ve doğrudan aile mahkemesinde açılır. Nafakaya ilişkin talepler için de arabulucuya başvurma zorunluluğu bulunmaz. Taraflar isterlerse ihtiyari olarak arabuluculuğa başvurabilir.
Anlaşmalı boşanma için evliliğin ne kadar sürmüş olması gerekir? En az bir yıl. Bu süre dolmadan taraflar anlaşsa bile anlaşmalı boşanma hükümlerine göre karar verilemez. Bir yıl dolmamışsa dava çekişmeli olarak yürütülür ve boşanma sebebinin ispatı aranır.
Anlaşmalı boşanma duruşmasına katılmak zorunda mıyım? Evet. Hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi kanun gereğidir. Bu nedenle vekâletname verilmiş olsa da her iki eşin duruşmada hazır bulunması gerekir. Yurt dışında bulunan eş için de bu kural değişmez.
Boşanma davası nerede açılır? Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılabilir. İzmir’de oturan bir eş, diğer eş başka bir ilde bulunsa da davayı İzmir aile mahkemelerinde açabilir. Yetki itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir.
Boşanma davası reddedilirse yeniden ne zaman dava açabilirim? Ret kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmiş ve ortak hayat yeniden kurulamamışsa yeni bir dava açılabilir. Bu süre 2024 yılına kadar üç yıldı; Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının ardından 7532 sayılı Kanun ile bir yıla indirildi. Sürenin başlangıcı kararın kesinleşme tarihidir, karar tarihi değildir.
Aldatma nedeniyle her zaman dava açılabilir mi? Hayır. Zina sebebine dayanan dava hakkı, eşin durumu öğrenmesinden itibaren altı ay ve her hâlde zinadan itibaren beş yıl geçmekle düşer. Affeden eşin dava hakkı bulunmaz. Süre geçmişse olaylar, evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle açılan davada kusur değerlendirmesinde ileri sürülebilir.
Yoksulluk nafakası gerçekten ömür boyu mu ödenir? Kanunda süre sınırı yoktur, ancak nafaka sonsuza kadar değişmez değildir. Nafaka alan tarafın yeniden evlenmesi veya ölüm hâlinde kendiliğinden kalkar. Evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürme hâllerinde mahkeme kararıyla kaldırılabilir.
Mal paylaşımı boşanma davasıyla birlikte mi karara bağlanır? Uygulamada mal rejiminin tasfiyesi ayrı bir dava olarak görülür ve boşanma hükmünün kesinleşmesi beklenir. Bunun nedeni, tasfiyenin boşanma kararına bağlı olmasıdır. Mal rejimi, boşanma kararının kesinleştiği tarihte değil, dava tarihinde sona ermiş sayılır.
Velayet kime verilir? Belirleyici ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Mahkeme çocuğun yaşını, eğitim ve yaşam düzenini, ebeveynlerin bakım imkânını değerlendirir; idrak çağındaki çocuğun görüşünü alır ve gerektiğinde sosyal inceleme raporu ister. Koşullar sonradan değişirse velayetin değiştirilmesi istenebilir.
Boşanmadan sonra tazminat ve nafaka istemek için süre var mı? Evet. Boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu süre Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesinde düzenlenmiştir. Talebin boşanma davası içinde ileri sürülmesi bu riski ortadan kaldırır.
Boşanma davasında avukatla temsil zorunlu mu? Hayır, zorunlu değildir. Buna karşılık dosyanın mali sonuçları kalıcıdır; nafaka, tazminat ve mal rejimi talepleri boşanma kararından sonra sınırlı süre içinde ileri sürülebilir. Bu nedenle kendi durumunuz için hukuki değerlendirme almanız yerinde olur.
Şiddet gördüğüm için tedbir kararı almak istiyorum, dava açmam gerekir mi? Hayır. 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruyucu ve önleyici tedbir başvurusu boşanma davasından bağımsızdır ve dava açılmadan önce de yapılabilir. Karar aile mahkemesi hâkimi tarafından verilir; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mülki amir veya kolluk amiri de tedbir kararı verebilir.
İletişim
Somut durumunuza ilişkin değerlendirme için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz. Büro Konak’ta bulunur ve görüşmeler hafta içi mesai saatlerinde, önceden belirlenen randevu düzeniyle yapılır. Büronun çalışma alanları ve iletişim bilgileri için hakkımızda sayfamıza bakabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi somut koşulları içinde değerlendirilmelidir.
Diğer Çalışma Alanlarımız
- İzmir İş Avukatı: İşçi ve İşveren Davalarında Vekillik
- İzmir Ceza Avukatı: Soruşturma ve Ceza Davalarında Müdafilik
- İzmir İdari Dava Avukatı: İptal ve Tam Yargı Davaları
- İzmir Sigorta ve Değer Kaybı Avukatı: Tahkim ve Dava
- İzmir Kira ve Tahliye Davası Avukatı: Süreç ve Süreler
- İzmir Gayrimenkul Avukatı
- İzmir ve ilçelerinde hizmet bölgelerimiz
Hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?
Somut durumunuza ilişkin değerlendirme için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
