İzmir Ceza Avukatı: Hizmet Kapsamımız
Hukuk büromuz, İzmir’de ceza hukukundan doğan işlerde müdafilik ve vekillik yapar. Çalışma iki yönde yürür: hakkında soruşturma yürütülen kişinin savunmasının kurulması ve suçtan zarar gören kişinin şikâyet ile katılma yoluyla temsili. Dosya çoğu zaman kolluk aşamasında başlar; bu nedenle ilk ifadeden önceki değerlendirme, sürecin ilerleyen aşamalarını doğrudan etkiler.
Temsil; İzmir sulh ceza hâkimlikleri, asliye ceza ve ağır ceza mahkemeleri, çocuk mahkemeleri ve infaz hâkimlikleri ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi’nin ceza daireleri önünde yürütülür. Soruşturma evresindeki başvurular, tutuklama ve adli kontrol kararlarına itiraz ile kanun yolu aşaması da bu kapsamdadır. Büronun diğer çalışma alanlarını ana sayfamızdan, İzmir genelindeki hizmet bölgelerini ise İzmir avukat sayfamızdan görebilirsiniz.
Hangi İşlerde Müdafilik ve Vekillik Yapıyoruz?
Ceza dosyalarında sonucu belirleyen unsur, çoğunlukla delillerin hangi usulle toplandığı ve savunmanın hangi aşamada kurulduğudur. Aşağıdaki işler, büronun bu alanda yürüttüğü başlıca çalışmalardır.
- Kolluk ve savcılık ifadesinde müdafilik: İfadeye çağrı yazısı geldiğinde dosyanın kapsamının değerlendirilmesi ve şüpheli sıfatıyla ifade sürecinde hazır bulunulması.
- Gözaltı ve tutuklama işlemleri: Gözaltı süresinin denetlenmesi, sulh ceza hâkimliğindeki sorguda savunmanın yapılması, tutuklama ve adli kontrol kararlarına itiraz.
- Hayata ve vücut bütünlüğüne karşı suçlar: Kasten ve taksirle öldürme, kasten yaralama ile bunların nitelikli hâllerine ilişkin dosyalarda savunma.
- Mal varlığına karşı suçlar: Hırsızlık, yağma, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve mala zarar verme dosyalarının takibi.
- Uyuşturucu madde suçları: Kullanma ile ticaret ayrımının dosya kapsamında ortaya konması ve tedavi ile denetimli serbestlik tedbirlerinin takibi.
- Belgede sahtecilik ve kamu idaresine karşı suçlar: Resmî ve özel belgede sahtecilik ile görevi kötüye kullanma iddialarına ilişkin dosyalar.
- Şerefe ve özel hayata karşı suçlar: Hakaret, tehdit, şantaj, özel hayatın gizliliğini ihlal ve bilişim yoluyla işlenen fiillere ilişkin işler.
- Mağdur ve katılan vekilliği: Şikâyet dilekçesinin hazırlanması, delillerin toplanması talebi, katılma istemi ve karara karşı kanun yoluna başvuru.
- Uzlaştırma süreci: Kapsama giren suçlarda uzlaştırma teklifinin değerlendirilmesi ve görüşmelerin yürütülmesi.
- Kanun yolu aşaması: İstinaf ve temyiz dilekçelerinin hazırlanması, duruşmalı inceleme talebi ve kesinleşen kararların infazına ilişkin işler.
Trafik kazalarından doğan taksirle yaralama ve öldürme dosyalarında ceza yargılaması ile tazminat talebi birlikte gündeme gelir; bu talebin maddi ayağı için sigorta ve değer kaybı çalışma alanımıza bakabilirsiniz. Aile içi şiddet iddiaları hem soruşturma hem de koruyucu tedbir konusu olabildiğinden, sürecin aile hukuku yönü boşanma çalışma alanımızda ele alınır.
Ceza Yargılamasında Süreç Nasıl İşler?
Soruşturma evresi
Süreç, bir ihbar veya şikâyet üzerine Cumhuriyet başsavcılığının soruşturma başlatmasıyla açılır. Bu evrede kolluk ifade alır, deliller toplanır ve gerekirse arama, el koyma ya da iletişimin denetlenmesi gibi koruma tedbirlerine başvurulur. Şüpheli, ifade vermeden önce isnat edilen fiili, susma hakkını ve müdafi yardımından yararlanma hakkını öğrenmek durumundadır.
Soruşturma iki sonuçtan biriyle biter. Yeterli şüphe yoksa kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir; yeterli şüphe varsa iddianame düzenlenerek mahkemeye sunulur. Kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı, suçtan zarar gören iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. Bu süre 2 Mart 2024 tarihli 7499 sayılı Kanun ile on beş günden iki haftaya çıkarılmıştır ve 1 Haziran 2024 tarihinden sonra verilen kararlarda uygulanır.
İddianamenin kabulü ve kovuşturma
Mahkeme, iddianameyi on beş gün içinde inceleyerek kabul veya iade eder. İddianamenin kabulüyle kovuşturma evresi başlar ve şüpheli sanık sıfatını alır. Duruşma günü belirlenir, sanığa ve varsa mağdura tebligat çıkarılır.
Kanunda sayılan bazı suçlarda dosya duruşmasız olarak da sonuçlanabilir. Basit yargılama usulünde mahkeme, adli para cezasını veya üst sınırı iki yıl ile bunun altındaki hapis cezasını gerektiren suçlarda duruşma yapmadan dosya üzerinden karar verebilir; taraflara yazılı beyan için süre tanınır ve mahkûmiyet hâlinde cezada dörtte bir oranında indirim uygulanır.
Duruşma ve deliller
Duruşmada sanığın sorgusu yapılır, tanıklar dinlenir ve dosyaya sunulan raporlar tartışılır. Savunmanın işi, isnadın hangi delile dayandığını ortaya çıkarmak ve o delilin hukuka uygun yolla elde edilip edilmediğini denetlemektir. Hukuka aykırı yöntemle elde edilen bulgular hükme esas alınamaz; bu itirazın duruşma tutanağına geçirilmesi kanun yolu aşaması için önem taşır.
Bilirkişi raporu, kamera kaydı, telefon incelemesi ve olay yeri tespitleri çoğu dosyada belirleyicidir. Bu belgelerin dosyaya girmesini beklemek yerine, eksik kalan noktalar için delil toplanması talebi süresinde ileri sürülür.
Karar ve kanun yolu
Yargılama beraat, mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı, düşme veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarından biriyle sonuçlanır. Karara karşı istinaf başvurusu, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde yapılır. Koşulları varsa istinaf kararına karşı temyiz yolu açıktır ve orada da süre iki haftadır.
Süreç boyunca müvekkile duruşma günleri, ara kararlar ve gelen raporlar aktarılır. Dosyanın sonucu hakkında öngörüde bulunulmaz; sonucu belirleyen unsur, somut olayın koşulları ve dosyaya giren delillerdir.
Ceza Muhakemesinde Kritik Süreler
Ceza dosyalarında hak kaybının en sık nedeni, itiraz ve başvuru sürelerinin kaçırılmasıdır. Aşağıdaki tablo mevzuatta öngörülen başlıca süreleri gösterir.
| Konu | Süre | Dayanak |
|---|
| Gözaltı süresi | Yakalama anından itibaren 24 saat, yol süresi en çok 12 saat | CMK m. 91 |
| Toplu olarak işlenen suçlarda gözaltı | Savcının yazılı emriyle 4 güne kadar uzatılabilir | CMK m. 91/3 |
| Şikâyete bağlı suçlarda şikâyet | Fiili ve failini öğrenmeden itibaren 6 ay | TCK m. 73 |
| Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz | Tebliğden itibaren 2 hafta | CMK m. 173 |
| Tutuklama ve adli kontrol kararına itiraz | Kararın öğrenilmesinden itibaren 2 hafta | CMK m. 268 |
| Ağır ceza dışındaki işlerde azami tutukluluk | En çok 1 yıl, zorunlu hâlde 6 ay uzatma | CMK m. 102/1 |
| Ağır cezalık işlerde azami tutukluluk | En çok 2 yıl, zorunlu hâlde en çok 3 yıl uzatma | CMK m. 102/2 |
| İstinaf başvurusu | Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta | CMK m. 273 |
| Temyiz başvurusu | Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta | CMK m. 291 |
Kanun yollarına başvuru süreleri 7499 sayılı Kanun ile yeniden düzenlendi. Eski hâlinde bu süreler gün olarak sayılıyor ve kararın tefhiminden, yani duruşmada okunmasından işlemeye başlıyordu. Yeni düzenleme süreleri haftaya çevirdi ve başlangıcı gerekçeli kararın tebliğine bağladı. Değişiklik 1 Haziran 2024 tarihinden itibaren verilen kararlara uygulanır; daha önceki kararlarda eski süreler geçerlidir.
Soruşturma Evresinde Şüphelinin Hakları
İfadeye çağrı yazısı gelen kişinin ilk sorusu genellikle avukatla gitmenin zorunlu olup olmadığıdır. Kural olarak zorunlu değildir, ancak kanun bazı hâllerde müdafi görevlendirilmesini kendiliğinden gerektirir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150. maddesine göre şüpheli veya sanık çocuksa, kendisini savunamayacak derecede malul ya da sağır ve dilsizse müdafi görevlendirilir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda da müdafi bulundurulması zorunludur.
İfade ve sorguda şüphelinin susma hakkı vardır ve susması aleyhine yorumlanamaz. İsnat edilen suç açıkça bildirilir, lehine olan hususları ileri sürme imkânı tanınır ve ifadenin özgür iradeye dayanması gerekir. Kötü davranma, yorma, aldatma ve kanuna aykırı vaat gibi yasak yöntemlerle alınan beyan, kişi rıza gösterse bile delil olarak kullanılamaz.
Gözaltı süresi yakalama anından başlar ve yol süresi hariç yirmi dört saati aşamaz. Üç veya daha fazla kişinin birlikte işlediği suçlarda savcı bu süreyi dört güne kadar uzatabilir. Gözaltına alınan kişinin bir yakınına haber verilmesi ve hekim kontrolünden geçirilmesi kanuni bir güvencedir.
Tutuklama, Adli Kontrol ve İtiraz
Tutuklama, bir ceza değil geçici bir koruma tedbiridir. Kararın verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesinin somut delillerle ortaya konması ve bir tutuklama nedeninin bulunması aranır. Tutuklama nedenleri, şüphelinin kaçma şüphesini uyandıran davranışları ile delilleri karartma ya da tanık üzerinde baskı kurma tehlikesidir. Kanunda sayılan katalog suçlarda bu nedenlerin varlığı kabul edilebilir, ancak bu kabul her dosyada tartışılabilir bir karinedir.
Adli kontrol, tutuklama yerine uygulanan daha hafif bir tedbirdir. Yurt dışına çıkış yasağı, imza yükümlülüğü, konutu terk etmeme ve güvence gösterme bu kapsamdaki başlıca yükümlülüklerdir. Ölçülülük ilkesi gereği, adli kontrol ile aynı amaca ulaşılabiliyorsa tutuklamaya karar verilmemesi gerekir.
Tutuklama ve adli kontrol kararına karşı, kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir. İtiraz kararı veren mercie sunulur; merci itirazı yerinde görmezse dosyayı incelemeye yetkili hâkimliğe veya mahkemeye gönderir. Ayrıca tutukluluk hâli, soruşturma evresinde en geç otuzar günlük sürelerle kendiliğinden gözden geçirilir; salıverilme istemi bu incelemeden bağımsız olarak her zaman ileri sürülebilir.
Uzlaştırma ve Yargılama Usulüne İlişkin Kurumlar
Her ceza dosyası duruşmalı yargılamayla sonuçlanmaz. Kanun, belirli suçlar için sürecin daha erken kapanmasına imkân veren usuller öngörür.
Uzlaştırma, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar ile kanunda ayrıca sayılan suçlarda uygulanır. Basit kasten yaralama, tehdit, hakaret ve konut dokunulmazlığının ihlali kapsamdaki suçlar arasındadır. Savcılık, kapsama giren bir dosyada uzlaştırma işlemini kendiliğinden başlatmak zorundadır. Görevlendirilen uzlaştırmacı tarafların görüşünü alır ve işlemleri kural olarak otuz gün içinde tamamlar; bu süre gerektiğinde uzlaştırma bürosunca uzatılabilir. Uzlaşma sağlanırsa soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.
Seri muhakeme usulü, kanunda sayılan belirli suçlarda savcılığın yaptırımı doğrudan belirleyip mahkemeden hüküm kurulmasını istediği usuldür. Teklifin kabulü şüphelinin serbest iradesine bağlıdır ve müdafi hazır bulunmadan kabul beyanı alınamaz.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, iki yıl ile altındaki hapis cezalarında hükmün sanık hakkında sonuç doğurmamasını sağlayan kurumdur. Bu kurum 7499 sayılı Kanun ile yeniden düzenlendi. Değişikliğin uygulamadaki en görünür sonucu kanun yoluna ilişkindir: 1 Haziran 2024 tarihinden sonra verilen kararlara karşı itiraz yerine istinaf yoluna başvurulur. Bu tarihten önce verilen kararlarda itiraz usulü uygulanmaya devam eder.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Ceza yargılamasında görev, suç için kanunda öngörülen cezanın üst sınırına göre belirlenir; ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler bu belirlemede dikkate alınmaz. Ağır ceza mahkemesi; ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar ile kanunda ayrıca sayılan yağma, nitelikli dolandırıcılık ve irtikâp gibi işlere bakar. Bunların dışında kalan işler asliye ceza mahkemesinin görevindedir. Soruşturma evresinde hâkim kararı gerektiren işler ise sulh ceza hâkimliklerince yürütülür.
Yetkili mahkeme kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir. Teşebbüs hâlinde son icra hareketinin yapıldığı yer, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği yer esas alınır.
İzmir’de ceza mahkemeleri, adliyenin Çınarlı Mahallesi’ndeki ana binasında görev yapar. Ağır ceza mahkemeleri, çocuk ağır ceza mahkemesi, asliye ceza mahkemeleri, çocuk mahkemeleri, sulh ceza hâkimlikleri ve infaz hâkimlikleri bu binada bulunur. Aile, iş, sulh hukuk ve tüketici mahkemeleri ise Bayraklı’daki ek hizmet binasındadır. Karşıyaka Adliyesi ile Bergama, Ödemiş, Torbalı, Menemen, Aliağa, Çeşme, Urla ve Tire gibi ilçe adliyeleri kendi yargı çevrelerindeki ceza dosyalarına bakar.
Mağdur ve Katılan Olarak Temsil
Ceza dosyasında yalnızca şüpheli ve sanık temsil edilmez. Suçtan zarar gören kişi de şikâyet aşamasından itibaren vekil aracılığıyla hareket edebilir. Bu temsil, şikâyet dilekçesinin olayı hukuki çerçevesine oturtacak biçimde hazırlanmasıyla başlar.
Kovuşturma evresinde mağdur, katılan sıfatıyla davaya katılabilir. Katılan; delil toplanmasını isteyebilir, tanıklara soru yöneltilmesini talep edebilir ve karara karşı kanun yoluna başvurabilir. Katılma istemi duruşmada sözlü olarak da ileri sürülebilir. Bu sıfat kazanılmadığında karara karşı başvuru imkânı sınırlı kalır; bu nedenle katılma talebinin zamanında yapılması önem taşır.
Çalışma Biçimimiz ve Vekâlet Süreci
Görüşmeler büroda yüz yüze yapılabildiği gibi çevrim içi olarak da yürütülebilir. İlk görüşmeye elde bulunan belgelerin getirilmesi değerlendirmeyi hızlandırır: ifadeye çağrı yazısı, gözaltı veya yakalama tutanağı, iddianame, tebliğ edilen karar örneği ve varsa dosya numarası bu belgelerin başında gelir.
Vekâletname noterde düzenlenir. Ceza dosyalarında genel dava vekâletnamesi çoğu iş için yeterlidir; müdafilik görevinin üstlenilmesi için ayrıca fotoğraflı vekâletname aranmaz. Acele hâllerde, örneğin gözaltındaki bir kişinin ifadesine katılmak gerektiğinde, görevlendirme baro üzerinden de yapılabilir. Vekâlet ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ve işin kapsamı dikkate alınarak görüşmede belirlenir.
Dosya boyunca duruşma günleri, ara kararlar, gelen bilirkişi raporları ve süre işleyen başvurular müvekkile yazılı olarak aktarılır. Böylece sürecin hangi aşamada olduğu ve hangi tarihte ne yapılması gerektiği takip edilebilir.
İzmir’de Hizmet Verdiğimiz Bölgeler
Büro Konak’ta bulunur ve İzmir’in tüm ilçelerinden gelen ceza dosyaları takip edilir. Merkez ilçelerden gelen dosyalarda mal varlığına ve şerefe karşı suçlar öne çıkarken, sanayi bölgelerinin bulunduğu ilçelerde iş kazalarından doğan taksirle yaralama ve öldürme dosyaları daha sık gündeme gelir.
Sık Sorulan Sorular
İfadeye çağrıldım, avukatla gitmek zorunda mıyım? Kural olarak zorunlu değildir. Ancak şüpheli çocuksa, kendisini savunamayacak derecede malul ya da sağır ve dilsizse müdafi görevlendirilir. Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda da müdafi bulundurulması kanun gereğidir. Bu hâllerde müdafi olmadan yapılan işlem hukuka aykırılık oluşturur.
İfade vermek zorunda mıyım? Hayır. Susma hakkı kanuni bir güvencedir ve susmanız aleyhinize yorumlanamaz. İfade verip vermemek, dosyanın kapsamı görüldükten sonra değerlendirilmesi gereken bir tercihtir. Yasak yöntemlerle alınan beyan, kişi rıza gösterse dahi delil olarak kullanılamaz.
Gözaltı süresi ne kadardır? Yakalama anından itibaren yirmi dört saati aşamaz; yakalanan kişinin en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için gereken en çok on iki saatlik yol süresi bu sürenin dışındadır. Üç veya daha fazla kişinin birlikte işlediği suçlarda savcı, delillerin toplanmasındaki güçlük gibi nedenlerle süreyi dört güne kadar uzatabilir.
Tutuklama kararına itiraz edebilir miyim? Evet. İtiraz, kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde yapılır. Ayrıca tutukluluğun devam edip etmeyeceği belirli aralıklarla kendiliğinden incelenir ve salıverilme istemi bu incelemeden bağımsız olarak her zaman ileri sürülebilir. Tutuklama yerine adli kontrol uygulanması da talep edilebilir.
Takipsizlik kararı verildi, ne yapabilirim? Suçtan zarar gören, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. Bu süre 1 Haziran 2024 tarihinden sonra verilen kararlar için geçerlidir; daha önceki kararlarda on beş günlük eski süre uygulanır. Süresinde itiraz edilmezse karar kesinleşir.
Uzlaştırma teklifini kabul etmek zorunda mıyım? Hayır. Uzlaştırma tarafların özgür iradesine dayanır ve teklifi reddetmek dosyada aleyhe bir sonuç doğurmaz. Kapsama giren suçlarda savcılık bu işlemi başlatmak zorundadır; kabul edilirse ve uzlaşma sağlanırsa soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir.
Karara karşı istinaf süresi kaç gündür? Süre iki haftadır ve gerekçeli kararın tebliğinden itibaren işler. Bu düzenleme 7499 sayılı Kanun ile getirildi ve 1 Haziran 2024 tarihinden itibaren verilen kararlara uygulanır. Daha önceki kararlarda tefhimden başlayan yedi günlük eski süre geçerlidir.
Davam hangi mahkemede görülür? Görev, suç için kanunda öngörülen cezanın üst sınırına göre belirlenir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlar ile kanunda ayrıca sayılan bazı suçlar ağır ceza mahkemesinde, diğerleri asliye ceza mahkemesinde görülür. Yetkili mahkeme kural olarak suçun işlendiği yerdedir.
İzmir’de ceza duruşmaları hangi adliyede yapılır? Ağır ceza ve asliye ceza mahkemeleri ile sulh ceza hâkimlikleri, İzmir Adliyesi’nin Çınarlı Mahallesi’ndeki ana binasında görev yapar. Aile, iş ve sulh hukuk mahkemeleri Bayraklı’daki ek hizmet binasındadır. Suç Karşıyaka, Bergama, Ödemiş, Torbalı veya Menemen gibi kendi adliyesi bulunan bir yargı çevresinde işlenmişse dosya o adliyede görülür.
Sabıka kaydım silinir mi? Adli sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesi 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nda düzenlenmiştir. Kaydın silinip silinmeyeceği ve hangi sürenin işleyeceği, mahkûmiyetin türüne, cezanın infaz durumuna ve yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının bulunup bulunmamasına göre değişir. Bu nedenle değerlendirme kayıt örneği görülmeden yapılamaz.
Ceza davasında avukatla temsil zorunlu mu? Kanunun müdafi görevlendirilmesini zorunlu kıldığı hâller dışında zorunlu değildir. Buna karşılık ceza dosyalarında süreler kısadır ve kaçırıldığında geri alınamaz; ayrıca soruşturma evresinde yapılmayan bir itiraz, kovuşturma aşamasında telafi edilemeyebilir. Bu nedenle kendi durumunuz için hukuki değerlendirme almanız yerinde olur.
İletişim
Somut durumunuza ilişkin değerlendirme için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz. Büro Konak’ta bulunur ve görüşmeler hafta içi mesai saatlerinde, önceden belirlenen randevu düzeniyle yapılır. Büronun çalışma alanları ve iletişim bilgileri için hakkımızda sayfamıza bakabilirsiniz.
Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi somut koşulları içinde değerlendirilmelidir.